Ne kadar da güzel bir shirobuta, kirei desu ne.
japonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
japonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Şubat 2017 Çarşamba
26 Temmuz 2014 Cumartesi
Caponya'yı Hatırlıyoruz (Yine)
E çok sevdik zamanında malum, ara sıra yad etmek lazım.
LOVE JAPAN from David Anthony Parkinson on Vimeo.
Bir caponya filmi nasıl çekilir, neye dikkat edilmelidir:
- Slow-motion kullancaksın. En önemli kural bu. Aksi taktirde sittir git, geri dön ülkene.
- Bütün toplu taşıma araçlarından çekiceksin. Yok efendim "ben araba kiralamıştım" falan. Paşalar gibi gidip metrodan çekicen, taksiden çekicen, uçaktan çekicen. bruce lee jackie chan. Olursa feribotdan da çek, farkın olur. Uçakta hostes gelip de elektronik cihazları kapayalım derse onu da döveceksin. Taksideyken de her bir tabelayı çekiceksin; özellikle cafcaflı olanları. Bulanıklaşan trafik ve araba ışıklarını almayı unuttuysan vay haline.
-Tokyo, Shibuya'daki o meşhur meydana gidiceksin, o kalabalığı çekiceksin. Lolitalara, insanların şemsiyelerine ve acelesi olan insanlara focus yapıcaksın ağır çekimde. Eğer bir tane bile şeffaf şemsiye yakalayamazsan git kır kameranı.
-Gidip bir geisha bulacaksın. Geisha hayat kadını değil bak, öyle muamele yaparsan dayağı sen yersin. Uygun bir dille izin isteyeceksin, olmadı hizmetleri karşılığı para vericeksin. O işine giderken bir kaç kere önden (kapıyı açarken, tataminin üstünde otururken utangaç utangaç bakarken falan) ve yolda yürürken de arkadan çekiceksin.
-Ara sokaklardaki lokantalara giriceksin. Ramen , Tempura, Yakitori, Soba ve Udon gibi yöresel köfte ekmekçilere-nohut pilavcılara gidip insanları yerken çekeceksin. Sonra da gir bir restorana sushi yiyen insanları çek. Kaliteli bir sushi restoranı olmasına dikkat edeceksin.
-Havvancıkları çekiceksin. Önce canlı olanlarını çek. Ülkenin biraz kuzeyine, Hokkaido'ya gelmeden durup kırmızı suratlı japon şebeklerini çekiceksin. Ama suyun içinde uyuklarkene çekiceksin. Yoksa bir anlamı yok. Sonra da ülkenin güneyine doğru yol alıp, Honshu'dan çıkmadan Nara'ya gelip, kale etrafında dolaşan geyikleri çekiceksin. Sonra da Tokyo'ya geri dönüp Tsukiji balık pazarına girip hayatında bir daha göremeyeceğin gariplikte balıklar, ve kabuklu kabuksuz deniz ürünlerini görüceksin. Bunlar yemeklik olanlar tabi.
-En son da artık aktivitelerden çekim alıcaksın. O kadar japonyaya geldin gidip shintoist ve budist tapınaklarını, ordaki insanları çekiceksin. Bahçeleri ve kaleleri çekiceksin. Bulabilirsen koi (japonların meşhur sazan balıkları) çek. Artık geriye eğlenceyi göstermek kalıyor ki, bir iki kareoke bar, club falan gösterebilirsin.
Tüm bu maddeleri uyguladıysan, vimeo'da staff picked videolar arasında yerini buldun demektir. Hadi o zaman sayounara!
LOVE JAPAN from David Anthony Parkinson on Vimeo.
Bir caponya filmi nasıl çekilir, neye dikkat edilmelidir:
- Slow-motion kullancaksın. En önemli kural bu. Aksi taktirde sittir git, geri dön ülkene.
- Bütün toplu taşıma araçlarından çekiceksin. Yok efendim "ben araba kiralamıştım" falan. Paşalar gibi gidip metrodan çekicen, taksiden çekicen, uçaktan çekicen. bruce lee jackie chan. Olursa feribotdan da çek, farkın olur. Uçakta hostes gelip de elektronik cihazları kapayalım derse onu da döveceksin. Taksideyken de her bir tabelayı çekiceksin; özellikle cafcaflı olanları. Bulanıklaşan trafik ve araba ışıklarını almayı unuttuysan vay haline.
-Tokyo, Shibuya'daki o meşhur meydana gidiceksin, o kalabalığı çekiceksin. Lolitalara, insanların şemsiyelerine ve acelesi olan insanlara focus yapıcaksın ağır çekimde. Eğer bir tane bile şeffaf şemsiye yakalayamazsan git kır kameranı.
-Gidip bir geisha bulacaksın. Geisha hayat kadını değil bak, öyle muamele yaparsan dayağı sen yersin. Uygun bir dille izin isteyeceksin, olmadı hizmetleri karşılığı para vericeksin. O işine giderken bir kaç kere önden (kapıyı açarken, tataminin üstünde otururken utangaç utangaç bakarken falan) ve yolda yürürken de arkadan çekiceksin.
-Ara sokaklardaki lokantalara giriceksin. Ramen , Tempura, Yakitori, Soba ve Udon gibi yöresel köfte ekmekçilere-nohut pilavcılara gidip insanları yerken çekeceksin. Sonra da gir bir restorana sushi yiyen insanları çek. Kaliteli bir sushi restoranı olmasına dikkat edeceksin.
-Havvancıkları çekiceksin. Önce canlı olanlarını çek. Ülkenin biraz kuzeyine, Hokkaido'ya gelmeden durup kırmızı suratlı japon şebeklerini çekiceksin. Ama suyun içinde uyuklarkene çekiceksin. Yoksa bir anlamı yok. Sonra da ülkenin güneyine doğru yol alıp, Honshu'dan çıkmadan Nara'ya gelip, kale etrafında dolaşan geyikleri çekiceksin. Sonra da Tokyo'ya geri dönüp Tsukiji balık pazarına girip hayatında bir daha göremeyeceğin gariplikte balıklar, ve kabuklu kabuksuz deniz ürünlerini görüceksin. Bunlar yemeklik olanlar tabi.
-En son da artık aktivitelerden çekim alıcaksın. O kadar japonyaya geldin gidip shintoist ve budist tapınaklarını, ordaki insanları çekiceksin. Bahçeleri ve kaleleri çekiceksin. Bulabilirsen koi (japonların meşhur sazan balıkları) çek. Artık geriye eğlenceyi göstermek kalıyor ki, bir iki kareoke bar, club falan gösterebilirsin.
Tüm bu maddeleri uyguladıysan, vimeo'da staff picked videolar arasında yerini buldun demektir. Hadi o zaman sayounara!
7 Mart 2014 Cuma
1930'ların Japon Afişleri
1930'ların Japonyasından kalma nadide birkaç turistik afiş. Siz bakıyorsunuz böyle ama tanesi en az 1000$.
Autumn In Nagoya
Chuba, Futamata
Golden Years(Retirement) in the Summer, Nagoya
Hakusan
Kirishima, Kagoshim Prefecture
Nara
Autumn: Red Leaves and Onsen
Sea Bathing in Obama, Fukui
Standing On Mountains
Miho Peninsula
Towards Matsujima
Yamanashi Prefecture
6 Mart 2014 Perşembe
Nostalji: Ninja Warrior
Sivasporlu, Trabzonsporlu, Sergen'e yada Hakan Şükür'e selam söyleyen, Türkiye'de yaşamış japonların programı...
Türkiye'de yayınlanmış en orjinal yarışma programı olduğu şüphesiz. Badi Ekrem'i severiz.
Türkiye'de yayınlanmış en orjinal yarışma programı olduğu şüphesiz. Badi Ekrem'i severiz.
Etiketler:
airanka kafası,
fox,
japon,
japon kafası,
japonya,
komedi,
ninja,
ninja warrior,
tv,
Yarışma
2 Mart 2014 Pazar
27 Eylül 2013 Cuma
Favori Reklamım
Ne acayip bir kafa değil mi...
Etiketler:
airanka kafası,
böcek,
japon,
japonya,
reklam
6 Eylül 2013 Cuma
Animenin Hası
Herşey 6-7 sene önce başlamıştı. Digitürk'ün marjinal kanalı S'nek TV, "anime" bilinciyle Türkiye'de ilk defa anime yayını yapmaya başlamıştı. İlkokul günlerinden sonra, animelere tekrar dönmek garip bir duyguydu. Pokemon, Digimon, Tsubasa, Slam Dunk,Candy vs...masum animelerden sonra kanlı bıçaklı görünce insan yadırgıyor tabi. Tenjou Tenge ve Samurai Champloo yayınlanıyordu o zamanlar. Tenjou Tenge'den hatırladığım, delinin birisi arabanın üstüne çıkıp katana salladığı bölümdü. Çok sarmamıştı. Samurai Champloo'da ise ilk bölüme denk gelmiştim. Mugen'in çay evine girip oturduğu sahneyi çok iyi hatırlıyorum. Ara sıra denk geliyordum bu animelere takip edememiştim. Ta ki, bundan 2 sene sonra animelere merak sardığımda...
2011'de bu blogda özensiz bi özet geçmiştim duyurmak için. O zaman da soundtracklarından birine denk gelmiştim. 2 gün önce yine denk geldim. Tekrardan izleme kararı aldım. Sanki hiç izlememiş gibi zevkle izliyorum. Soundtracklarının önemi, aşağıdaki resimden belli edilmekte zaten.
Samuray kültürüyle, hiphop'u bağdaştırabilmek ilginç değil mi? Aslında amacı hikayenin içeriği olmayan bir anime. Ama görselliği, müziği,mizahı harmanlayıp seyirciye sunuşu insanı içine çekmeye yetiyor. Yönetmen Shinichiro Watanabe'nin kabiliyetini görmemek elde değil. Müzik demişken, çok sevdiğim bir parçasını dinleye durun:
Bunu dinlerken ben de bi özet geçeyim. 3 ana karakterimiz var:
Jin ------ Mugen ------ Fuu
Fuu, monotok bi hayatı olan, amcasının çay evinde geçimini sağlayan sevimli bi hanımkızımız. Kaçık bir samuray olan Mugen, bu hanımkızımızın çalıştığı çay evine girince olanlar olur. Ardından da, samuray geleneklerine bağlı olan sessiz ronin(bağımsız samuray) Jin, bu kargaşaya dahil olunca bu üç karakterin yolları kesişmiş olur. Yaşanan aksiliklerden sonra, hanımkızımıza bir konuda yardım etmek için söz vermek zorunda kalırlar. Ayçiçek kokulu samurayı bulmak...
Hikaye çok da anlamlı değil gördüğünüz gibi. Bölümlerin de birbirini takip ettiği söylenemez. Her bölümde farklı bir macera yaşanmakta. Parasız pulsuz olduklarından her bölümde karın tokluğuna çektikleri çileleri görmekteyiz. İşin komik yanı, hemen hemen her bölümde kızımız kaçırılmaktadır; her ne kadar en yetenekli iki samurayla dolaşıyo olsa da. Unutmadan söylemek gerek, bu samuraylar birbirlerini ezeli rakip olarak bellemiştir. Jin girdiği bütün düelloları kazanmış bir samuraydır, Mugen'le olan hariç...
2. bölüm zevksiz bir bölüm olabilir. Anında hüküm vermeyin izlerken. Ayrıca 13-14. bölümler animenin havasından kopmuş bölümlerden, 22. bölüm (zombilerin olduğu) tamamen alakasız bir filler. Direk kötülemiş gibi zannetmeyin, bunlar tek pürüzleri animenin. Bilinsin istedim. İçindeki ince ve kahkahalara gark eden esprileri, aksiyonu ve güzellikleri izleyince görüceksiniz. Ayrıca eski japonyayı, daha doğrusu togukawa klanın shogun olduğu Edo dönemi ; samuray çağının son dönemi hakkında bilgi edinebilir, gözlemleyebilirsiniz. Hikayenin ve olayların gerçeklikle ve yaşanmışlıkla bir alakası olmadığını hatırlatayım. Karakterler hayal gücünün ürünleri. Fakat tarihi karakterlere yada başka birçok gerçeğe atıfta bulunduğunu da not geçiyorum.
Aklıma gelmişken, soundtrackleriyle çok ünlü olan bu animenin OST'u 4 albümden oluşuyo.Sanatçıları ise Nujabes / Tsuchie / Fat Jon / Force of Nature . Nujabes en iyisiydi ki kendisi 3 sene önce vefat etmişti. Soundtrackler genelde funky, chill yada enstrümantel hiphop tarzı olduğundan, kısa kısa dinlerken keyif veriyor. İlerde asansör müziği yada süpermarken müziği gerekirse daha iyisini bulamazsınız. Bir çoğu için cennete giden asansörün müzikleri olarak benzetme yapılmakta.
Tabi bir de endingi vardır ki, her gece uyumadan önce dinlerdim.
Daha bir sürü güzel şarkısı var. Onları da izlerken dinlersiniz artık. Ölmeden önce izlemeye bakın. Ja...
2011'de bu blogda özensiz bi özet geçmiştim duyurmak için. O zaman da soundtracklarından birine denk gelmiştim. 2 gün önce yine denk geldim. Tekrardan izleme kararı aldım. Sanki hiç izlememiş gibi zevkle izliyorum. Soundtracklarının önemi, aşağıdaki resimden belli edilmekte zaten.
Samuray kültürüyle, hiphop'u bağdaştırabilmek ilginç değil mi? Aslında amacı hikayenin içeriği olmayan bir anime. Ama görselliği, müziği,mizahı harmanlayıp seyirciye sunuşu insanı içine çekmeye yetiyor. Yönetmen Shinichiro Watanabe'nin kabiliyetini görmemek elde değil. Müzik demişken, çok sevdiğim bir parçasını dinleye durun:
Bunu dinlerken ben de bi özet geçeyim. 3 ana karakterimiz var:
Jin ------ Mugen ------ Fuu
Fuu, monotok bi hayatı olan, amcasının çay evinde geçimini sağlayan sevimli bi hanımkızımız. Kaçık bir samuray olan Mugen, bu hanımkızımızın çalıştığı çay evine girince olanlar olur. Ardından da, samuray geleneklerine bağlı olan sessiz ronin(bağımsız samuray) Jin, bu kargaşaya dahil olunca bu üç karakterin yolları kesişmiş olur. Yaşanan aksiliklerden sonra, hanımkızımıza bir konuda yardım etmek için söz vermek zorunda kalırlar. Ayçiçek kokulu samurayı bulmak...
Hikaye çok da anlamlı değil gördüğünüz gibi. Bölümlerin de birbirini takip ettiği söylenemez. Her bölümde farklı bir macera yaşanmakta. Parasız pulsuz olduklarından her bölümde karın tokluğuna çektikleri çileleri görmekteyiz. İşin komik yanı, hemen hemen her bölümde kızımız kaçırılmaktadır; her ne kadar en yetenekli iki samurayla dolaşıyo olsa da. Unutmadan söylemek gerek, bu samuraylar birbirlerini ezeli rakip olarak bellemiştir. Jin girdiği bütün düelloları kazanmış bir samuraydır, Mugen'le olan hariç...
2. bölüm zevksiz bir bölüm olabilir. Anında hüküm vermeyin izlerken. Ayrıca 13-14. bölümler animenin havasından kopmuş bölümlerden, 22. bölüm (zombilerin olduğu) tamamen alakasız bir filler. Direk kötülemiş gibi zannetmeyin, bunlar tek pürüzleri animenin. Bilinsin istedim. İçindeki ince ve kahkahalara gark eden esprileri, aksiyonu ve güzellikleri izleyince görüceksiniz. Ayrıca eski japonyayı, daha doğrusu togukawa klanın shogun olduğu Edo dönemi ; samuray çağının son dönemi hakkında bilgi edinebilir, gözlemleyebilirsiniz. Hikayenin ve olayların gerçeklikle ve yaşanmışlıkla bir alakası olmadığını hatırlatayım. Karakterler hayal gücünün ürünleri. Fakat tarihi karakterlere yada başka birçok gerçeğe atıfta bulunduğunu da not geçiyorum.
Aklıma gelmişken, soundtrackleriyle çok ünlü olan bu animenin OST'u 4 albümden oluşuyo.Sanatçıları ise Nujabes / Tsuchie / Fat Jon / Force of Nature . Nujabes en iyisiydi ki kendisi 3 sene önce vefat etmişti. Soundtrackler genelde funky, chill yada enstrümantel hiphop tarzı olduğundan, kısa kısa dinlerken keyif veriyor. İlerde asansör müziği yada süpermarken müziği gerekirse daha iyisini bulamazsınız. Bir çoğu için cennete giden asansörün müzikleri olarak benzetme yapılmakta.
Tabi bir de endingi vardır ki, her gece uyumadan önce dinlerdim.
Daha bir sürü güzel şarkısı var. Onları da izlerken dinlersiniz artık. Ölmeden önce izlemeye bakın. Ja...
4 Mayıs 2013 Cumartesi
Gods of Special Effects
Bir Gaki no Tsukai bir de Kasou Taishou beni benden alıyor. Adamlar aşmış.
Etiketler:
amatör,
japon,
japonya,
kafa,
kasou taishou,
special effect,
tv
2 Eylül 2012 Pazar
Japonyada Teyzelik Kültürü; Obaachan olmak...
Ninemizin yaşı almış başını. Sakura altında sakana sefasını da yapmıyor değil hani . Japon tapınakları da cabası . Ama ev hali her yerde aynı .
8 Kasım 2011 Salı
Tokyo Drift
Ben araba kornasıyla dolaşıcam.
2 Kasım 2010 Salı
20 Eylül 2010 Pazartesi
Japon Kafası
Kurban oldumunun toplumu, japonlar.Millet japoncaya takıntımın anime kaynaklı olduğunu sanabilir amma ve lakin öyle değildir.Japon filmlerini de severim.Ama bu kadarla kalmıyor, insanlarını da severim,kültürlerini de.Japon kafası acayip bişi.Öyle zik kafalı japon askeri tanımlamasına girmiyor bu söylediğim.Değişikler işte Kafa ayarı farklı.Kendileri olsun, dilleri olsun, herşeyiyle ayrı bir eğlence.
Sizi dünyama biraz daha sokmak suretiyle,bir video; yada japonca söylenişiyle bideo paylaşıyorum.Japon kafasına hoşgeldiniz ...
Japan - The Strange Country (Japanese ver.) from Kenichi on Vimeo.
Sizi dünyama biraz daha sokmak suretiyle,bir video; yada japonca söylenişiyle bideo paylaşıyorum.Japon kafasına hoşgeldiniz ...
Japan - The Strange Country (Japanese ver.) from Kenichi on Vimeo.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


InSUmmer.jpg)













