Anime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2013 Perşembe

League Of Anime

Xpeke'yi çok bekledik ama koymamışlar... Yinede
KhaZix: Alex Ich
Jayce: Dyrus
Blitzcrank: Madlife
Vayne: Imp
Zac: Meteos
Ryze: Ambition
Ezreal: Doublift
Jarvan: Cyanide
Gragas: Scarra
Twisted Fate: Misaya
Janna: MiSTakE
Lux: ForellenLord
Malphite: PDD
Kennen: Cool
Mordekaiser: Westdoor


6 Eylül 2013 Cuma

Animenin Hası

Herşey  6-7 sene önce başlamıştı. Digitürk'ün marjinal kanalı S'nek TV, "anime" bilinciyle Türkiye'de ilk defa anime yayını yapmaya başlamıştı. İlkokul günlerinden sonra, animelere tekrar dönmek garip bir duyguydu. Pokemon, Digimon, Tsubasa, Slam Dunk,Candy vs...masum animelerden sonra kanlı bıçaklı görünce insan yadırgıyor tabi. Tenjou Tenge ve Samurai Champloo  yayınlanıyordu o zamanlar. Tenjou Tenge'den hatırladığım, delinin birisi arabanın üstüne çıkıp katana salladığı bölümdü. Çok sarmamıştı. Samurai Champloo'da ise ilk bölüme denk gelmiştim. Mugen'in çay evine girip oturduğu sahneyi çok iyi hatırlıyorum. Ara sıra denk geliyordum bu animelere takip edememiştim. Ta ki, bundan 2 sene sonra animelere merak sardığımda...

2011'de bu blogda özensiz bi özet geçmiştim duyurmak için. O zaman da soundtracklarından birine denk gelmiştim. 2 gün önce yine denk geldim. Tekrardan izleme kararı aldım. Sanki hiç izlememiş gibi zevkle izliyorum. Soundtracklarının önemi, aşağıdaki resimden belli edilmekte zaten.


Samuray kültürüyle, hiphop'u bağdaştırabilmek ilginç değil mi? Aslında amacı hikayenin içeriği olmayan bir anime. Ama görselliği, müziği,mizahı harmanlayıp seyirciye sunuşu insanı içine çekmeye yetiyor. Yönetmen Shinichiro Watanabe'nin kabiliyetini görmemek elde değil. Müzik demişken, çok sevdiğim bir parçasını dinleye durun:





Bunu dinlerken ben de bi özet geçeyim. 3 ana karakterimiz var:


                                                             Jin   ------    Mugen     ------ Fuu

Fuu, monotok bi hayatı olan, amcasının çay evinde geçimini sağlayan sevimli bi hanımkızımız. Kaçık bir samuray olan Mugen, bu hanımkızımızın çalıştığı çay evine girince olanlar olur. Ardından da, samuray geleneklerine bağlı olan sessiz ronin(bağımsız samuray) Jin, bu kargaşaya dahil olunca bu üç karakterin yolları kesişmiş olur. Yaşanan aksiliklerden sonra, hanımkızımıza bir konuda yardım etmek için söz vermek zorunda kalırlar. Ayçiçek kokulu samurayı bulmak...



Hikaye çok da anlamlı değil gördüğünüz gibi. Bölümlerin de birbirini takip ettiği söylenemez. Her bölümde farklı bir macera yaşanmakta. Parasız pulsuz olduklarından her bölümde karın tokluğuna çektikleri çileleri görmekteyiz. İşin komik yanı, hemen hemen her bölümde kızımız kaçırılmaktadır; her ne kadar en yetenekli iki samurayla dolaşıyo olsa da. Unutmadan söylemek gerek, bu samuraylar birbirlerini ezeli rakip olarak bellemiştir. Jin girdiği bütün düelloları kazanmış bir samuraydır, Mugen'le olan hariç...



2. bölüm zevksiz bir bölüm olabilir. Anında hüküm vermeyin izlerken. Ayrıca 13-14. bölümler animenin havasından kopmuş bölümlerden, 22. bölüm (zombilerin olduğu) tamamen alakasız bir filler. Direk kötülemiş gibi zannetmeyin, bunlar tek pürüzleri animenin. Bilinsin istedim. İçindeki ince ve kahkahalara gark eden esprileri, aksiyonu ve güzellikleri izleyince görüceksiniz. Ayrıca eski japonyayı, daha doğrusu togukawa klanın shogun olduğu Edo dönemi ; samuray çağının son dönemi hakkında bilgi edinebilir, gözlemleyebilirsiniz. Hikayenin ve olayların gerçeklikle ve yaşanmışlıkla bir alakası olmadığını hatırlatayım. Karakterler hayal gücünün ürünleri. Fakat tarihi karakterlere yada başka birçok gerçeğe atıfta bulunduğunu da not geçiyorum.



Aklıma gelmişken, soundtrackleriyle çok ünlü olan bu animenin OST'u 4 albümden oluşuyo.Sanatçıları ise Nujabes / Tsuchie / Fat Jon / Force of Nature . Nujabes en iyisiydi ki kendisi 3 sene önce vefat etmişti. Soundtrackler genelde funky, chill yada enstrümantel hiphop tarzı olduğundan, kısa kısa dinlerken keyif veriyor. İlerde asansör müziği yada süpermarken müziği gerekirse daha iyisini bulamazsınız. Bir çoğu için cennete giden asansörün müzikleri olarak benzetme yapılmakta.




Tabi bir de endingi vardır ki, her gece uyumadan önce dinlerdim.



Daha bir sürü güzel şarkısı var. Onları da izlerken dinlersiniz artık. Ölmeden önce izlemeye bakın. Ja...

24 Şubat 2013 Pazar

Disney's Fantasia

3-4 yaşlarında falan olsa gerek. VCR denen o takoz kasetlerli yıllar. Aslan Kral, Tom&Jerry ve bir çok çizgifilm için bana kaynak olmuş bu aletin asıl kazandırdığı Fantasia olmuştur. Klasik müzik üzerine görsellik bu kadar lezzetli olur yani, hele ki o yıllarda böyle birşey şekilmiş olması fevkalade. 1940 olması lazım. Sizleri bu 2 saatlik animasyon müzikalle başbaşa bırakıyorum.


Disney Classic 03 Fantasia from Katherine Coughlin on Vimeo.

21 Kasım 2012 Çarşamba

8 Eylül 2012 Cumartesi

AirAnka ile Anime Keyfi: Interstella 5555

Bu seferki gösterimimizi anime ile açıyorum. Daft Punk'ı bilmeyeniniz yoktur zannedersem. Elektronik müziğin babalarınden biridir bu iki fransızdan oluşan grup. Kendileri de anime ve manga hastası insanlardır ki, eskilerin mangakalarından  Leiji Matsumoto'ya küçüklükten itibaren tapmaya başlamışlar. Gel gelelim yıllar geçmiş, şan şöhret kazandıktan sonra kendi animeleri olsun istemişler. Bunun için de kime gittiler dersiniz : Leiji Matsumoto. Daha sonra müzik konseptli, sözden ırak bu 1 saatlik güzel anime ortaya çıkmış. Mtv şarkıları part halinde yayınlıyordu zamanında, ordan tanıdık gelebilir.



Konu itibariyle çook çook uzak bir galakside, meşhur bir grup yaşarmış. Uzaylıları, müzikleriyle mest ederlermiş. Tabi dünyada olup, bu gruptan haberi olan kötü kalpli bir prodüktör,  bunları kaçırır ve dünyaya getirir. Beyinlerini yıkayıp, insan kılığına da soktuktan sonra bunları piyasaya sunar. Kurtulabilmelerinin tek çaresi ise beyaz atlı prensimiz; daha doğrusu gitar kılıklı uzay mekikli prensimiz olmuş. Hafif acıklı, güzel müzikli stayla...


Interstella 5555: The 5tory of the 5ecret 5tar 5ystem




Track List
@1:37 "One More Time"
@7:05 "Aerodynamic"
@10:21 "Digital Love"
@14:48 "Harder, Better, Faster, Stronger" 
@18:57 "Crescendolls"
@22:30 "Nightvision" 
@24:17 "Superheroes" 
@28:13 "High Life" 
@31:27 "Something About Us" 
@35:17 "Voyager" 
@39:04 "Veridis Quo" 
@45:47 "Short Circuit" 
@49:05 "Face to Face" 
@53:02 "Too Long"

8 Haziran 2012 Cuma

Dönüş Noktası: Jazz

İnsanın özüne tekrar dönmesi güzel birşey. Ne şarkı sözü, ne nota; hayatın kendisi doğaçlama. Siz siz olun jazz dinleyin. Miles Davis dinleyin, John Coltrane dinleyin, Duke Ellington dinleyin, Art Blakey dinleyin, Bill Evans, Louis Armstrong dinleyin, dinleyin , dinleyin...

İzleyeceğiniz görsel 坂道のアポロン. Sakamichi no Apollon yada diğer adıyla Kids on the Slope. Yönetmenliğini Cowboy Bebop'dan tanıdığımız dahi yönetmen Watanabe Shinichirō . Bu adam bir animede nasıl müzikler olması gerektiğini ve kiminle çalışacağını iyi biliyor.Çünkü müziklerin başında Kanno Yoko var yine.Cowboy Bebop, şu ana kadarki en iyi OST'a sahip animedir tartışmasız. Bunun verdiği ağırlıkla zaten, konusu müzik ağırlıklı olan bu josei animenin başına geldi. İyiki de geldi. 

Konu itibariyle, gözlüklü arkadaşımız ana karakter. Ailevi sebeplerle akrabalarının yanına gelip, lise okuyan bir delikanlı. Aynı zamanda klasik müzikle yetişmiş bir piyanist. Ta ki, liseye başladığında tanıştığı bir insana kadar. Ve burası dönüş noktası : Jazz .


Tam ekran HD izlemeniz önerim. Çok sevdiğim bölümlerden bir tanesi.


30 Mart 2012 Cuma

Bass*ktir

Çıldıray seviyesinde yardırıyo, jouzu na bassisto seviyesi ama ... Bu ne aq ?!?!





Kamisama bir veriyor bir yerden de alıyor hesabı. Yine de amburiwabria sugoi konchikusho konoyaro bakayaro ...

1 Ocak 2012 Pazar

Kagemusha hayatı yaşıyorum

Bir gölge... Bir başkasının yerini alan. Güneş çıkana kadar, yada gerekli süre geçene kadar. Ve zamanı geldiğinde  arkasından taşlanırcasına, çamur atılırcasına uzaklaştırılan. Sırtından vurulan.

BANG!



Bugün her haftasonu yaptığım gibi, Bostanlıya gittim. Ömrümün 7'de 1'i o yolu geçerek gitti. Mağlum anne ve baba ayrı, işin ceremesini evlat çeker. Ama bir şikayetim yok. Bugün enteresan bir görsele denk geldim. Oldum olası, martılara hayranımdır. Uzun hikaye, başka zaman anlatılmalı. İstikametim feribota. Sahilden, biraz  rüzgarlı, kapalı bir havada. Martılar var her zamanki gibi. Bu sefer kalabalıklar. Avlanıyorlar. Eğer siz de izlediyseniz, sürünün en uzağında yalnız bir martı olur her zaman. Süzülür durur. Sınırın üstündedir.  Ama ne çok üstünde ne de çok altında. Kendimi hep o martıya benzetirim. Bu sefer farklıydı. Bir başka martı daha vardı. Karşılıklı daireler çiziyorlardı. Süzülürcesine. Sanki vals ediyorlardı, bir uyum içerisinde. Kimseler umurlarında değil. Birşeyler paylaşıyorlardı. Farklarını, duygularını, benliklerini.... Biliyor musunuz , kıskandım onları. Ne mutlu o martıya, martılara. Bir yandan da acıyorum o martıya, martılara. Eğer insan gibilerse, patalojiklerse.Nankörlerse... Ben de o martılar gibi, ne yukarda ne aşağıda. Sessizliğim belli, ama sakladıklarım bin karakış fırtınası. İçime gömüyorum, bir kısmını da paylaşıyorum. Taşlaşan yüreğimi biraz kötülükle yumuşatıyorum.




Şikayetim yok. Yada olmamalı. Tesadüf diye birşey yok. Tesadüf , tesadüf edilemez çünkü. Kaçınılmazlık kavramı bizi bağlayandır , bağlatandır bu kısır döngüye. Kader. Bu konu hakkında çok düşündüm inanın bana.  Ama herhangi bir dine bağladığımı zannetmeyin. İsimlerimize kadar herşeyin bir manası var. Evren bir düzen içerisinde, kendi düzeni var, yazılımı var. O yüzden insanları alkışlamanın veya yuhalamanın bir anlamı  yok. İddaa ediyorum, bu yazıyı okuyan bir allahın kulu varsa , zamanında kafasına elma düşse, o elmanın anasına bacısına söverdi. Ama biri gelir , yerçekimini bulur. Bunun gibi.

Benimse acı çekip, hayata lanet ederek devam ettireceğim bir süreç var. İsmim bu ya, yanacağım ve yeniden doğacağım. Yersiz ve zamansız. Geçmişin yükümlülüğünde, bin türlü bela ile belkide sorumsuzluklarımla. Hayalim vardı. Aslında yoktu. 8 ay öncesine kadar. Hep bir hayalsizlikle yaşadım. Ne yapsam olmadı. Birşeyler engel oldu.Bilinmez. Ama bir insanla tanıştım. Kendi amacımı anladım. Ne varki kısa sürdü. Belki de gerçek amacım bu değildi. Kader mi demek lazım, bilemiyorum. İçmek mi lazım, geriye bakmamak mı lazım bilemiyorum....





Her insan, her varlık kendince sıradan bu dünyada. Ama özel, olduğumuzu da unutmayalım.
 Herkesin yarası var, gayet sıradan. Ama hissettiğimiz özel, bunu da unutmayalım.


O yüzden insan devam etmeli hayatına, gücü varsa. Zaman geçiyor, yıllar arkada kalıyor. Yaşananlar bırakılıyor. Kimisi yeni maceralara atılıyor. Olanları atlatmaya çalışıyor. Yakıyor, yakmaya çalışıyor. Bir Anka kuşu gibi. Tekrardan doğmaya çalışıyor. Ben de doğmaya çalışanlardanım. Yakmaya çalışıyorum, ıslak bir kağıdı. Göz yaşlarımla ıslanmış, sırılsıklam. Bir umut içerisinde, belki kurur diye. Yok etmeye gerek yok diye. Umutsuzca, çabalıyorum. Ama doğrusunun yakmak olduğu biliyorum. Siz, eğer böyle bir çabada iseniz, yakın arkadaşlar. Yok edin, 2012'ye güzel bir başlangıç yapın.



Hepinize mutlu noeller, mutlu yıllar dilerim.


                                          ...see you space cowboy

8 Ekim 2011 Cumartesi

Kalbinizin Sesini Dinleyin




Yani beni. Uzun bir süredir , arkadaşlarca kurulup büyütülmüş olan Anime-Manga Türkiye facebook sayfasınından başlayıp, www.animeturkiye.com sitesinin radyo yayınlarında dj'lik yaparak topluma karışmış bulunudum. Türkiyede "sanat için sanat" niteliği gören anime kültürünü, "toplum için sanat" boyutuna taşımaya uğraştım. Bu uğraşta sizleri de yanımızda görmekten mutluluk duydum tabiki. İçinizdeki AirAnka Kafasını, benim seksi ses tonumla birleştirerek gönüllere hitap etmek için bir tık yeterliydi. Ama AirAnka devri sona erdi orada.

14 Ağustos 2011 Pazar

Ntvmsnbc Anime Galerisi
















Ntvmsnbc sağolsun hoş, güzel bir galeri koymuş sitesine.Çıplak kadınlı galerilerden sıkılmıştık zaten. Çok hoş resimler var da, hangi resmin hangi animeye ait olduğu yazılmamış, eksik veya yanlış bilgiler falan filan. İlk anime Sengoku Basara denmiş mesela. Hatta bilgi wikipedia'dan alınmış. Afedersiniz ama çüş oha haydi şuradan aq . Bir de Tonari no Totoro'yu gösterip Miyazaki Hayao'nun adını söylersin , saygım sonsuz , ama Astro Boy'u açıklayıp da Tezuka Osamu'yu söylemiyorsan çüş oha haydi şuradan aq. 
Herneyse galeriye göz atın siz, ben beğendim. Ecchiler de var, normal animelerin sapık ilustrasyonları da var.

Galeriye burada ikimashou ka ?


20 Mayıs 2011 Cuma

Deprem değilmiş.Sabri bey napıyorsunuz ?

Salla salla gül memeler çağlasın diyerek olaya giriyorum.Bayadır da anime&manga önerisinde bulunmuyodum.Bari bi tanesinden giriş yapayım.Konuyla da alakalı olsun ;

Tokyo Magnitude 8.0



Evinden haber alamayan deprem gençliği sendromu.Uğraşamıcam, anime.gen.tr den alıntı yapıcam.

"Ortaokul öğrencisi Mirai, kardeşi Yuuki’yle birlikte bir robot sergisi için yaz tatilinde Tokyo’nun yapay adası Odaiba’ya gider. Okyanustan yayılan çok şiddetli bir sarsıntıyla ünlü Tokyo Kulesi ve Rainbow Bridge yerle bir olurken, Tokyo’nun görünümü bir anda tamamen tanınmaz hale gelir. Yolların kapandığı Odaiba'da karşılaştıkları kuryelik yapan bir kadının da yardımıyla Mirai ve Yuuki, haber alamadıkları evlerinin bulunduğu batı Tokyo’daki Setagaya’ya geri dönebilmek için çabalarlar."

11 bölüm beybi...

8 Şubat 2011 Salı

Ayçiçeği kokulu birine bakacağdım



Samurai Champloo

Eveeet, geçen youtube'da dolanırkene rastgele bi videoya tıkladım ve bu animenin soundtracklerinden birine denk geldim."Bu arada en iyi OST'larına sahip animelerden biridir söylemeden geçmeyelim".Böyle denk gelince bari sizlere de tavsiye edeyim;

Baştan söyleyim ana hikaye çok sönük.Garsonluk yapan bi hatun, enteresan bir şekilde 2 tane samurayla kaderleri çakışır.Bu 2 samuray idama mahkum edilmişken, bizim hatun ortaya çıkar ve bunları kurtarması karşılığında , "ayçiçeği gibi kokan" bir adamı aramaya başlarlar.



Ama hikayeye bakmamak lazım, Bu garip 3'lünün olaylara karşı duruşu bi o kadar da komik.Ağırbaşlı eğlence yani.Resimde sağdaki gözlüklü eleman Jin; kendisi bi ronin.Geleneklere son derece bağlı,yetenekli,terbiyeli falan filan.Soldaki eleman da Mugen ; alkolik, karı düşkünü , hiperaktif , komedi bişi. Favorimdir .Kız da saftirik bişi işte...

Animenin soundtrackleri hiphop beatlerinden olduğunu duymak, ilk başta garipsenebilir.Amma ve lakin o kadar da uyumlu ve güzeller ki.Endingi ve bir tanede soundtrack paylaşarak, huzurlarınızdan ayrılıyorum.Smooth tadında...