10 Ocak 2015 Cumartesi

JazzPunk

AirAnka mizahını yansıtan muhteşem bir indie game. Oynayınız, oynatınız. Videoyu çeken eleman da çılgın çocuk chunk madafaka Dunkey'dir.


Best Cosplay Ever


5 Ağustos 2014 Salı

Falan Filan...

Ya ne güzel söylemişler:

Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan vazgeçtim ama
Seni bir başına bırakmak var, o koyuyor adama.

İnsan sevdiğine bundan daha anlamlı, daha değerli ne söyleyebilir ki? Kişi kendini, iyi okuyan biri olarak görebilir. Ama bu söyleneni anlayamıyor ise; okuyabilmesinin ne anlamı kalır? Bir insan için hayatta kalmaya çalışmanın gayreti, bir insan için ölmekten değerli değil ise bu hayatın ne anlamı var ki?

Ben hayatı okumaya, anlamaya çalıştım hep. Yalnızlığımın bana kazandırdığı en önemli şeylerden biri bu oldu. Ayrıca ismimden kalan bir miras var bana;

Bugün Ahmet benim, ama dünkü "Ahmed" değil,
Bugün Anka benim, ama "yemle beslenen bir kuşcağız" değil.

Enelhak kadehiyle bir yudum içen sızdı, tarnılık şarabından
Şişelerce, küplerce içtim ben sızmadım,
Ben sultanların aradığı sultan. 

Boş bir isim değil benim adım. Bir sorumluluğum var, bir idealim var;

Her gün bir yerden göçmek ne iyi,
Her gün bir yere konmak ne güzel, 
bulanmadan, donmadan akmak ne hoş

Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

Ve görülmeyenin ardını görmekti benim vazifem:

nigrodha
koskoca bir ağaç görüyorum, 
ufacık bir tohumda.
o ne ağaç
ne tohum
om mani padme hum
om mani padme hum
om mani padme hum

sidharta budha
ben bir meyvayım
ağacım alem
ne ağaç 
ne meyva
ben bir denizde eriyorum
om mani padme hum
om mani padme hum
om mani padme hum.

Hayata şükretmek ti bunlar, biraz da küfretmek ti. Sığ bir denizde derinlere yol almaya çalışmak hep zordu. İnsanlar için de böyle. Sevdim ama sevdiğimle kaldım, daldım ama çakıldığımla kaldım. İster Shakespeare, ister Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş- Veli, , ister Asaf Halet Çelebi, , ister Dante Alighieri oku. Hepsi aynı çukuru görmüşler. Şems-i Tebriz olsun, Beatrice olsun insan en alasını bulsa bile kazık atmış. Biz de yedik kazığı. Ama en acı tarafı ise, kazın atan attığı ile kalıyor. Biz ise o kazıkla yaşamaya devam etmeye çalışıyoruz. Dediğim gibi, hayat acı. Bize acı, başkasına tatlı...

AirAnka sözlüğü:
Ahmed = Muhammed. Peygamberi ve de yol gösterici olmak anlamında kullanılır.
Anka = Zümrüd-ü Anka. Ölümsüz bir kuş figürünün aslında ezoterik bir üslubudur. Yanmanın, ölmenin, külün ve tekrar doğuşun fiziksel değil, aslında bilinç düzeyinde gerçekleşen bir yol olduğu gerçeğinin simyasıdır.
Enelhak = Tanrı 
Sultanların aradığı sultan = Anka olmak. O bilince varmak. Hacı Bektaş-ı Veli'nin dediği gibi: "Ne ararsan kendinde ara; Kudüs'te, Mekke'de, hacda değil".
Sidharta Budha = Budizmin kurucusu, ilk budha olan hintli asilzade. Bir nevi prens diyebilceğimiz bir konumda. Hinduizm inancını arındırarak, Budizm öğretisini keşfediyor.
Nigrodha = Hintli tarihi bir kişi. Zamanında  Sidharta ile yolu kesişmiş falan filan...
Om mani padme hum = Hintçede "Lotuz mücevherine selam olsun" gibi bir tercümeye denk gelmekte. Tabi bursa anlatılmak istenen, insanın özüne yönelmesidir.




26 Temmuz 2014 Cumartesi

Caponya'yı Hatırlıyoruz (Yine)

E çok sevdik zamanında malum, ara sıra yad etmek lazım.


LOVE JAPAN from David Anthony Parkinson on Vimeo.


Bir caponya filmi nasıl çekilir, neye dikkat edilmelidir:

- Slow-motion kullancaksın. En önemli kural bu. Aksi taktirde sittir git, geri dön ülkene.

- Bütün toplu taşıma araçlarından çekiceksin. Yok efendim "ben araba kiralamıştım" falan. Paşalar gibi gidip metrodan çekicen, taksiden çekicen, uçaktan çekicen. bruce lee jackie chan. Olursa feribotdan da çek, farkın olur. Uçakta hostes gelip de elektronik cihazları kapayalım derse onu da döveceksin. Taksideyken de her bir tabelayı çekiceksin; özellikle cafcaflı olanları. Bulanıklaşan trafik ve araba ışıklarını almayı unuttuysan vay haline.

-Tokyo, Shibuya'daki o meşhur meydana gidiceksin, o kalabalığı çekiceksin. Lolitalara, insanların şemsiyelerine ve acelesi olan insanlara focus yapıcaksın ağır çekimde. Eğer bir tane bile şeffaf şemsiye yakalayamazsan git kır kameranı.

-Gidip bir geisha bulacaksın. Geisha hayat kadını değil bak, öyle muamele yaparsan dayağı sen yersin. Uygun bir dille izin isteyeceksin, olmadı hizmetleri karşılığı para vericeksin. O işine giderken bir kaç kere önden (kapıyı açarken, tataminin üstünde otururken utangaç utangaç bakarken falan) ve yolda yürürken de arkadan çekiceksin.

-Ara sokaklardaki lokantalara giriceksin. Ramen , Tempura, Yakitori, Soba ve Udon gibi yöresel köfte ekmekçilere-nohut pilavcılara gidip insanları yerken çekeceksin. Sonra da gir bir restorana sushi yiyen insanları çek. Kaliteli bir sushi restoranı olmasına dikkat edeceksin.

-Havvancıkları çekiceksin. Önce canlı olanlarını çek. Ülkenin biraz kuzeyine, Hokkaido'ya gelmeden durup kırmızı suratlı japon şebeklerini çekiceksin. Ama suyun içinde uyuklarkene çekiceksin. Yoksa bir anlamı yok. Sonra da ülkenin güneyine doğru yol alıp, Honshu'dan çıkmadan Nara'ya gelip, kale etrafında dolaşan geyikleri çekiceksin. Sonra da Tokyo'ya geri dönüp Tsukiji balık pazarına girip hayatında bir daha göremeyeceğin gariplikte balıklar, ve kabuklu kabuksuz deniz ürünlerini görüceksin. Bunlar yemeklik olanlar tabi.

-En son da artık aktivitelerden çekim alıcaksın. O kadar japonyaya geldin gidip shintoist ve budist tapınaklarını, ordaki insanları çekiceksin. Bahçeleri ve kaleleri çekiceksin. Bulabilirsen koi (japonların meşhur sazan balıkları) çek. Artık geriye eğlenceyi göstermek kalıyor ki, bir iki kareoke bar, club falan gösterebilirsin.

Tüm bu maddeleri uyguladıysan, vimeo'da staff picked videolar arasında yerini buldun demektir. Hadi o zaman sayounara!